23 Kasım 2012 Cuma

Essence Twilight koleksiyonu

24 Kasim cumartesi satista. Yarin sabah yemeyip icmeyip Ortakoy Gratis magazasinda aliyorum solugu. Alligi cok begendim ama cok benzeri oldugu icin alir miyim bilemiyorum. Ama kesin alacagim urun aydinlatici pudra olacak. Swatchlari beni benden aldi. Pigment ve ojelerde de gozum var ayrica.

7 Kasım 2012 Çarşamba

Bu aralar ben

Gunluk makyajımda bunları kullanıyorum. Diorskin nude ile az miktar mac strone liquidi karıştırıp sürüyorum. BB creamy concealer ve sonra mutlaka mac bare study paint pot geliyor ardından. Yanaklarıma önce Benefit Dallas'ı bronzer olarak, ardından da çok az NYX Pinky en tepe noktalarına dokunduruyorum. Bazen de sadece Mac Vintage Rose ccb'i stipple fırça ile dağıtarak hafif bronz ve sağlıklı bir görünüme kavuşuyorum.
Gözlerimde ise Mac Ricepaper'ı tüm göz kapaklarına, crease bölgesine de Mac Satin Taupe olacak şekilde kullanıp, üst ve alt kirpik diplerine Sephora Crayon Jumbo Kaki'yi sürüp fırçayla dağıtıyorum. Hafif bir smokey ve defined görünüm elde ediyorum böylece. Son olarak L'Oreal Voluminous mascarayla makyajımı tamamlıyorum.
Dudaklarıma birşey sürmüyorum genellikle ve bazen de özellikle. Çünkü benim makyaj mottom mümkünse makyajın çok da belli olmasın şeklinde ve ruj sürünce fazla tamamlanmış bir görüntü oluyor çoğu zaman. Tabii günlük makyaj için söylüyorum bunu. Sadece yüz hatlarını pekiştirmek, ortaya çıkarmak ve biraz da canlılık katmak yeterli bence. Ne yalan söyleyeyim, sabah sabah metroda gördüğüm fazla makyajlı ya da ne bileyim fuşya rujlu, kalın kuyruklu eyelinerlı kadınları biraz abartılı buluyorum. Bence günün her saatinde her türlü makyaj olmuyor. Sabah kesinlikle hafif, akşama doğru biraz koyulaşan makyajı seviyorum. Tabii her daim makyaj çantasıyla gezmek gerekiyor, o ayrı.
Konuya dönersek, gunluk rujum mutlaka 'my lips buy better' tarzında bir ruj oluyor. Genelde lustre ya da mat yapıları tercih ediyorum. Bu aralar Max Faxtor Burnt Caramel'i çok seviyorum. Onun dışında Nars Dolce Vita kalem ruj da çok doğal duruyor. Ha bir de Clinique chubby stick whole lotta honey'de gözüm var. Tam dudak rengimin bir ton koyusu ve nemlendiriyor. Daha ne isterim :)

4 Kasım 2012 Pazar

Mac far paleti ve birkaç güzel şey

Bu akşam hızlı bir operasyonla 8 tane tekli mac farımı, youtube'dan izlediğim videolardaki ısıtma yöntemiyle pan haline dönüştürüp palete yerleştirdim. Çoktandır yapmak istiyordum bu işi. Bitirdiğimde pek sevindim zira hepsini bir arada görmek ve kullanmak harika olacak, eminim.
Soldan sağa, üstten alta: ricepaper, wedge, satin taupe, smut, trax, honeylust, sumptuous olive, humid.
Bu palete eklemek istediklerimse,
Jest ya da jete
All that glitters
Green smoke
Star violette
Print

Zavallı print ilk mac farımdı, maalesef kırılıp tuz buz oldu. Tekrar almak istiyorum çünkü bende daha iyi duran bir griye rastlamadım henüz.

Diğeri ise geçen hafta kavuştuğum güzellikler. Bir çok kez denendiler, nette ve tabii ki MUA'da araştırılıp okundular ve neticede alındılar :)

Mac vintage rose ccb: müthiş güzel bir sağlıklı insan teni tonu. Hafif kızıl alt tonlu şeftali. Krem allık olarak kullanıyorum.
L'oreal color appeal no.171 far: açık gri-haki. Rengi tam bir gri- yeşil. Farda en sevdiğim ton bu. İçindeki ışıltılar da gayet güzel. Islak bakışlar yaratıyor.
Max factor burnt caramel ruj: bu da uzun zamandır istek listemdeydi, sonunda kavuştum :))


29 Ekim 2012 Pazartesi

Sonbahar makyajı

Bu sene sonbahar makyaj trendleri ezber bozdu sanki. Hem gözler, hem yanaklar, hem de dudaklar hepsi vurgulu geldi 2012 sonbahar sezonunda. Elbette smokey eyes/nude lips ya da naked eyes/bold lips her sezon olduğu gibi bu sezon da var. Ama 'trendy look' adeta seksenlerin moda showlarından fırlamışcasına smokey eyes/bold lips şeklinde. Kozmetik devlerinin hemen hepsi gözlerde mürdüm, kahve, gri, gri-yeşil tonlarını, dudaklarda da bu tonların sur tonlarını kullanma eğiliminde.
Ben seviyorum bu tarzı. Cok kadınsı ve zamansız, kesinlikle.

24 Ekim 2012 Çarşamba

Mac, Inglot ve ben

Oldukça uzun bir ara oldu buraya uğramayalı. Tabii, kendi bloguma uğramamış olmam diğer makyaj bloglarını takip etmediğim anlamına gelmiyor. Sıkı takipteyim ve harika yeni bloglar keşfettim. Reklam ya da çekiliş postu girmeyen, gerçekten sadece makyaj blogu olan iyi bloglar. Bir tanesi 'your face my canvas' Görkem Karman mesela. Çok beğenerek takip ediyorum bu blogu.
Aslında buraya yazmadığım süreçte kozmetik alışverişini biraz azalttım. Sanırım doydum :) Beni gerçekten heyecanlandıran ya da ihtiyacım olan ürünleri aldım diyebilirim. Son zamanlarda çok severek aldıklarım Mac Styleseeker koleksiyonundan dark diversion fluidline, hidden treasure allık, camden chic mattene lipstick oldu. Pudram bittiği için uzun denemeler sonucu Guerlain parure aldım ve hakkaten bayılıyorum kendisine. Son olarak bugün Inglot'a girdim ve harika bir sonbahar paleti oluşturdum kendime. Tek kelimeyle bayıldım Inglot'un freedom system allık ve farlarına. İnanılmaz pigmentli ve sürümleri bir harika, kadife gibi. Fiyatları da gayet makul olduğu için verdiğim paraya acımadan mutlu ayrıldım mağazadan.

24 Mayıs 2012 Perşembe

Emily Blunt: that's the perfect make-up

Emily Blunt'in sade, duru ve cok fazla dokunusa ihtiyac duymayan bir guzelligi var. Acikcasi ilk defa makyajlarina alici gozle baktim ve bingo! Bence mukemmel makyaj, cabasiz guzellik gibi kavramlarin karsisina direkt bu ismi yazabiliriz.
Dogrusu uzun zamandir su 'overdone' makyajlarin popularitesinden fenalik gelmisti bana. Celebrity dunyasinda makyaj kavraminin Kim Kardashian gibi ciddi agir makyaj yapan kizimizla ozdeslesmesinden de sikilmistim.
Gerci son bir kac yildir asagidaki fotolarda da goreceginiz tarzda az, oz, tam anlamiyla dogal makyaj tarzi da goruluyor tabi, ama maalesef Turkiye'de cok az sanirim. Biz daha gri smokey gozler ve bronzer asamasindayiz bana kalirsa.

Bakiniz makyaj budur bence, buyrun.

P.S. Acik pembe rujun dogalligina bayildim. Lancome pink preview imis kendisi.

23 Mayıs 2012 Çarşamba

Mola bitti, yaza merhaba!

Istikrarli blog yazmak konusunda hicbir zaman iddiali olamadim. Makyajli Anne cok yeni ama ben 2005 yilindan beri blog yaziyorum, eski bloggerlardan sayilirim yani. Diger blogumu da uzun sure keyifle devam ettirdikten sonra gectigimiz ekim ayinda yazmayi biraktim zira benim icin anlamsizlasmisti. Orada oyle biraz oksuz kaldi.
Sonra ciddi anlamda bir 'make-up junkie' oldugum icin, bir heves bu blogu actim. Gel gor ki, soylemistim; istikrar problemim var.
Neyse, yazin baslangici herkes gibi benim de icimdeki kelebekleri kiprastirmaya basladi ve tekrar yazasim geldi.
Bir kac gundur biraz disarilarda gezindim ve gozume/aklima ve hatta cantama takilanlari soyle bir toparlayayim diyorum.
(blogger ipad versiyonunu kullandigim icin fotolarin altina ayri ayri yazi giremiyorum maalesef)

L'Occitane Fleur Cherie- eau de parfum: tesadufen kokladim kendisini ve mest oldum. Portakal cicegi ve paculi varmis icinde. Oyle temiz, zarif ve fresh kokuyor ki anlatamam. Hafif de bir maskulen havasi da var gibi. Cok begendim. Benim olmali!

Benefit One Hot Minute: Isiltili bir toz pudra bu urun. Guzel bir bronzluk veriyor cilde. Elimde swatchladim, harika bir isiltisi var. Ama illa benim olmali diyemiyorum. Gerek Benefit urunlerin ulkemizdeki asiri fiyatlari -99 tl bu pudra, bence cok pahali- gerekse toz urunlerle barisik olmamam sebebiyle almayi dusunmuyorum. Hem baktim da Golden Rose'un pressed terracottasi da ayni etkiyi veriyor. Olmasa da olur o halde.

Too Faced Natural Face Palette: İste bu urun tam benlik. Hem markayi, hem de palette konseptini cok seviyorum. Bir de ustune natural/glowy/bronze sifatlari eklenince gel de alma simdi. İcindeki bronze veil'e bayildim. İncecik harika bir isilti veriyor cilde. J.lo gibi gorunmeyi kim istemez? Ayrica bu markanin natural eyes paletini de kullaniyorum ve hem kalitedi hem de tasarimiyla verilen her kurusa deger diye dusunuyorum. O halde, benim olmali!

Clarins Eclat Minute Blush: Hah, iste bu arkadasi kaptim valla. Bir suredir soyle dogal ve fresh duracak pembe bir allik ariyordum ve bu odur yani. Sise tasarimi, likit olmasi ve dogal durusu beni buyuledi. Kaliciligi da hic fena degil ve fiyati 54 tl. Yeni sexon urunlerinden ama İstinyepark Boyner'deki son kalan urunu aldim. Sona kalmayin, deneyin derim.
Babetler ve sandalet: Ucu birden benim olmali aslinda ama birini secmem gerekecek. Yilan derisi baskili olan Bershka, digerleri ise Yargici. Hepsini cok begendim.